Blog

STE(A)M Geliyor: Sanat ile Bilim Birleşiyor

2010 yılında MIT tarafında yayınlanan bir makale ile tanıştığımız Origrami robotlar son zamanlarda hepimizde merak uyandırıyor. Teknolojinin minimal halinin en güzel örneği olan Origami robotlar kendi kendilerine şekil alabiliyor, hareket edebiliyor ve yok olabiliyorlar. Yıllardır üzerinde çalışılan bu alan hakkında en güzel iki örneği sizler için derledik.

Bu Ufacık Origami Robot Katlanabiliyor, Yürüyebiliyor, Tırmanabiliyor, Kazabiliyor, Taşıyabiliyor, Yüzebiliyor, ve Tamamen Yok Olabiliyor.

Origami robot hiçbir bağlantı kablosu bulunmadan, ufak bir Neodymium mıknatıs ve yüzeyinin hemen altında bulunan dört elektromanyetik bobin ile çalışıyor. Bu düzenek sayesinde robot herhangi bir bağlantısı olmadan fonksiyonları için gerek duyduğu manyetik alandan faydalanabiliyor.

Bu ufak robot farklı yüzeylerde yürüyebiliyor, tırmanabiliyor, kendisinden iki kat daha ağır cisimler taşıyabiliyor, sığ sularda yüzebiliyor ve hatta üç farklı dış yüzeyden oluşan modelleri sayesinde farklı sıvıların içinde mıknatısları hariç hiçbir iz bırakmadan tamamen çözünebiliyor.

MIT’nin bilim adamları kendini origami tekniklerinden esinlenerek katlayabilen, bir gramın sadece üçte biri ağırlığında olan, 1.7 santimetre küplük bir robot üreterek alanda çığır aşmayı yine başardı.

MIT’nin bilim adamları kendini origami tekniklerinden esinlenerek katlayabilen, bir gramın sadece üçte biri ağırlığında olan, 1.7 santimetre küplük bir robot üreterek alanda çığır aşmayı yine başardı.

Peki biz bu ufacık, kendini katlayabilen robotlarla neler mi yapabiliriz?

Araştırmacılar bu robottan esinlenerek daha ufak, tamamen otonom ve sensörleri sayesinde hareket ederek, görevini tamamladıktan sonra suda eriyerek yok olabilen robotlar üretmeyi umuyor. Bu kadar küçük cihazlar insan vücudunun içinde de -tıbbi boyutta- kanserli hücreleri yok etmek veya tıkanık damarları temizlemek amacıyla kullanılabilir.

Şüphesiz ki bu gelişmelerin bize birçok alanda sunabileceği imkânlar gerçekten de hayal güçlerimizin sınırlarını zorlayacak ve ufkumuzu genişletecek gibi duruyor.

Bu Robot Kendini Katlayıp Yürüyebiliyor

Harvard Wyss Enstitüsünde bir mühendis takımı kendi kendini dört dakikada kurabilen bir Origami robot yapmak için kâğıttan fazlasını kullandılar.

Yapım maliyeti düşük olan bu sofistike robot etrafındaki ortam ile etkileşimde bulunarak hızlıca tasarımını belirleyerek ve kendini kurarak bulunduğu ortamda harekete geçmeye başlayabiliyor. Bu metot doğanın kendi kendini tasarlayıp kurabilme yeteneğinden esinlenerek ortaya çıkartıldı.

Ph. D. Rob Wood, Wyss Biyoloji Enstitüsünün değerli bir fakülte üyesi, “Bir robotun kendi kurulumunu yapabilmesi ve otonom bir şekilde fonksiyon göstermesi yıllardır ulaşmak istediğimiz bir başarı” diyor.

Var olan teknolojiyi geliştirmenin yanı sıra, bu gelişme aynı zamanda farklı ve daha egzotik alanlarda da kullanılabilir.

Bunun gibi bir teknolojik gelişim sayesinde robotlar fazla yer kaplamadan, pratik bir biçimde, üst üste dizilmiş bir halde farklı gezegenlere gönderilip gezegen koşullarına uygun biçimde kendilerini monte ederek fotoğraf çekmek veya veri toplamak gibi birçok eylem gerçekleştirebilirler.

Bu yeni robotun diğerlerine göre en büyük farkı bugüne kadar yapılan bütün diğerlerinin aksine hiçbir şekilde müdahale edilmeden çalışabiliyor ve gerekli eylemleri ortaya getirebiliyor olması.

Robot’un tasarımı ise oldukça komplike olan ve detay isteyen Japon kâğıt katlama sanatı olan Origami’den faydalanarak sadece iki saatte tamamlanmış. Bu metot alışılagelmiş olan parça birleştirme yöntemlerinden oldukça uzak ve farklı.

Robot, Polistiren bir “kağıt” parçası, robotun “beyni” görevini gören iki batarya ve mikrokontrol sayesinde bütün fonksiyonlarını gerçekleştirebiliyor. Bu tasarımın içinde aynı zamanda spesifik noktalarda birleşimi ve katlanabilmeyi sağlayan menteşeler de bulunmakta. Bu menteşelerin içindeki devreler sayesinde ortaya çıkan ısı, menteşelerin gerektiği zaman bükülmesine ve birkaç adımda belirlenmiş şekillerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Dört dakika içinde menteşeler soğuyup polistiren sertleşince mikrokontroller robota hazır olduğunu söylüyor ve robot saatte bir milin onda biri hızında yürümeye başlıyor. İnanılmaz olan noktalardan biri ise, bütün bu süreç sadece bir adet AA pil kadar enerji harcıyor.

Robot şu an için bütün bu işlemleri zamanlama mekanizmasıyla yapıyor ama bu eylemler kolaylıkla bir çevre veya basınç sensörü ile de etkileşime sokulabilir.

Bu tasarım metodu rahatlıkla 3D yazıcıların ortaya çıkardığı sonuçlarla kıyaslanabilir, çok hızlı meydana gelen fakat elektrik devre entegrasyonu konusunda çalışmaların geliştirilmesi gereken bir teknoloji, fakat ileriye dönük olağanüstü imkânlar vaat ediyor.

Bu robot hakkında uzun vadeli hayalleri ise herkesin evinde bir tane bulunabilmesi 100 dolar (motorlar hariç sadece gövde olarak 20 dolar) olan düşük maliyeti sayesinde insanların günlük hayatının bir parçası olabilmesi ve yerleri süpürmekten gaz kaçaklarını tespit etmeye kadar birçok iş yapabilmesi mümkün.

Bizi heyecanlandıran bu buluşlar sayesinde büyük ve pratik olmayan robotlardan yavaşça uzaklaşıyor olmamız da belki de günümüzdeki gelişmelerin en büyüğü olarak değerlendirilebilir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir